31 Aralık 2009 Perşembe
Herkese Mutlu Yıllar !
Kızım, eşim ve kendim için dilediğim güzel şeyler gerçek ve daim olsun...
Ailemiz ve hepimiz için elbette ortak dilek, sağlık ve mutluluk :)))
Hadi bakalım 2010! Bu gece bekliyoruz seni. Bakalım bize neler getireceksin :)))
29 Aralık 2009 Salı
Ev Dışı Etkinliklerimiz - 2 / Anne Bebek Jimnastiği
Yaz başında yaz okulu olarak başladığımız anne bebek jimnastiğine, kış süresince de devam ediyoruz. Haftada 2 günden 1 güne düştü ama kış için daha kolayımıza geldi böylesi. Yazın epey bir koşturmaca yaşamıştık, 2 gün İngilizce, 2 gün spor... Koştur koştur geçti koca yaz :) Eh kışın da tempoya devam ama 3 gün olarak. Evde de vakit geçirmek keyifli bizim için, sıkılacak vakit bulamıyoruz valla...
İlk zamanlar hareketleri tedirginlikle yapan, yüksekten atlamayan, denge tahtasında endişeli yürüyen kızım, birkaç haftada pek güzel açılarak hareketleri rahatlıkla yapmaya, atlamaya zıplamaya başlamıştı. Şimdi yeni katılan arkadaşlarına bile gösteriyor nasıl yapılacağını. Sporla kendi bedenini tanımaya, yapabileceklerini faketmeye başladı ki bunlar da özgüveni destekleyen şeyler...

Çalıştırıcımız sevgili Ute çok tatlı bir kadın. Tüm çocuklar bayılıyor ona...
Ekin'in, katıldığımız her etkinlikte çok yakın olduğu bir arkadaşı var mutlaka :) Sporda da İpek'le birlikte oynamayı çok seviyor. Birbirlerini özlüyorlar bir haftada...

Ute her hafta çeşitli düzenekler hazırlıyor. Tırmanma, yuvarlanma, takla, ince tahtada yürüme, yüksekten atlama, tünelin üzerinde karın üzerinde kayma vs.... Çocuklar tünele bayıldılar, içine doluştular :)
25 Aralık 2009 Cuma
Ev Dışı Etkinliklerimiz - 1 / İngilizce
Şarkılar, bol bol müzik ve dans, hareketler, boyama, yapıştırma, kesme gibi etkinlikler, eşleştirme, memory, bingo gibi çeşitli oyunlar... Oyun grubu gibi eğlenceli zaman geçirerek, bir yandan da zorlanmadan gayet hızlı bir şekilde İngilizce öğreniyor kuzularımız :)
Öğretmenimiz Ferda Hanım, çocukları çok seven bir öğretmen. Kendisi de bir anne olduğu için HDEE'deki diğer öğretmenlerden farklı olarak çocukları daha rahat anlayabiliyor. Onlarla beraber hopluyor, zıplıyor, hiç durmuyor ders boyunca. Biz anneler de yakın zamana kadar derse katılıyorduk. Artık diğer anneler katılmayınca ben de derse girmemeye başladım. (oysa çok eğleniyordum :)) )Zaten Ekin'e sordum, "Ben gireyim mi yeni derse, merak ediyorum" dedim. (bu arada kur atladılar, More English for Infants'a geçtiler ) "Diğer anneler girerse, sen de girebilirsin, onlar girmezlerse sen de girme derse anne" dedi. Zaten çok eğleniyorlarmış arkadaşlarıyla, eğlencelerini bozmamalıymışım. (Aynen böyle dedi :) )
E, belli değil mi eğleniyor çocuklar işte :))) Dans ediyorlar, zıplıyorlar...
Duvarlara birşeyler yapıştırmak serbest...
Boyama yapıyorlar birarada. Bazen boyalarını paylaşmak istiyorlar. Aynı kutudan kullanıyorlar. Oysa herkesin kendine ait boyası var :)
Bunu yeni keşfettiler. Masanın altına girip oynuyorlar. Ferda Hanım da yanlarına gidip derse devam ediyor :)
Ekin'in sınıfı 4 çocuktan oluşuyor. Yaşları (daha doğrusu ayları) birbirine yakın çocuklar. Yakınlarda sınıfımıza dahil olan adaşıyla ise pek bir samimi oldular kısa sürede. Durmadan sarılıp yerlerde yuvarlanıyorlar.
Öğretmenleriyle aralarındaki sevgi bağını anlatmama gerek yok sanırım, aşağıdaki fotoğraf her şeyi anlatıyor...
Ben Ekin için çok faydalı buluyorum. İngilizce konuşması, soru sorması (bana ve babasına "How are you mummy/dady?" ya da "what colour is it?" gibi sorular soruyor) , sorulanları anlaması çok sevimli ve bizim çok hoşumuza gidiyor. En önemlisi de İngilizce'yi sevmesi ve oyunla olduğu için keyif alarak öğrenmesi...
23 Aralık 2009 Çarşamba
Pozitif Doğum Hikayeleri ve Benim Doğum Hikayem
22 Aralık 2009 Salı
Haydi Palto Giyelim !
İşte oldu... Bakar mısınız, nasıl bir mutlulukla yapıyor.
Ve hazır dışarı çıkmaya...
20 Aralık 2009 Pazar
Ekin'den Zeynep'e Fotoğraf Albümü
Her şey Zeynep'in annesi Berrak'ın, Ekin'in bir fotoğrafını istemesiyle başladı :)) Kuru kuru bir fotoğraf göndermek istemedim. Ne yapsam diye düşünürken Ekin'in babasının daha önce çekmiş olduğu fotoğraflar aklıma geldi. Ekin'in değişik yüz ifadelerinin yer aldığı fotoğraflardı bunlar.

"Bunlarla bir albüm hazırlamalı" dedim ve fotoğraflara bakınca aklıma ilk gelen şeyleri yazdım, Ekin'in ağzından tabi. Böylece Ekin doğrudan mimikleriyle Zeynep'le konuşmuş olacaktı. Zeynep'in hoşuna gideceğini, onu birazcık da olsa gülümseteceğini düşündüm. Umarım öyle olmuştur. Çünkü Ekin'le biz bu albümü hazırlarken çok eğlendik.

Ekin, kapak sayfasına simler ve kalpler, arka sayfaya kalpler, iç sayfaya da el izleri baskısı koyarak süsledi albümü. İçine de iyi dileklerimizi ve sevgilerimizi koyduk, gönderdik :)
18 Aralık 2009 Cuma
Ekin'in Montessoriye Göre Düzenlenen Odası
Maria Montessori (Annelik Sanatı)
"Terzi kendi söküğünü dikemez" derler ya, aylardır Ekin'in odasına Montessori'ye göre düzenleme yapmayı planlıyorum, bu ancak geçen haftalarda gerçekleşebildi. Gerçi ev değiştirme planımızın olması da gecikmesinde etkili. Bu plan hala geçerli ama vadesi biraz uzayacak, çünkü kendi evimizi kendimiz yapmaya karar verdik :) İstediğimiz yerde bir arsa bulur bulmaz projesini hazırlayacağız. Mesleğimizin avantajlarını kullanalım değil mi?
Birkaç açık raf sistemi eklenince yerlerde sürünen materyal ve oyuncak kutularımız rahata erdiler :) Ben hababam oda düzenlemesi, dolap düzenlemesi yapıyordum Ekin'in odasında. Gene rahat durmam ama en azından artık bana seslenmeden rahatlıkla boya malzemelerine, bir şeylere çarpmadan montessori materyallerine, zorlanmadan oyuncak kutularına ulaşabilecek. Oh beee...
Kapaklı dolapların içlerini yerleştirirken uzanabileceği yerlere oyun halılarını, resim defterlerini, ev yapımı kart oyunlarını vs. koydum.
Yatağı da yakında değiştirmeli :)
Odasının genel görünüşü...
15 Aralık 2009 Salı
Yılbaşı - Hediye - Heyecan
Adana'ya sevgili Zeynep'e hediyelerimiz de hazır. Yarın kızımla göndereceğiz. Bu süreç çok heyecanlı oldu bizim için. Ekin sabırsızlanıyor. Hazırlama ve gönderme süreçlerimizin fotoğraflarını da yayınlayacağım daha sonra.
11 Aralık 2009 Cuma
Tatil Anıları / 2 . Bölüm
Şimdi, nerde kalmıştım: Marmaris-Selimiye bitti, Bozburun, Turgut Şelalesi ve Akyaka Sahili ve eve dönüş. Rotamız böyleydi. Düşündükçe tekrar oralarda olasım geliyor.
İşte Bozburun. Bozburun deyince aklıma Bülent Ortaçgil'in şarkısı gelir hep, bu arada Ekin de hayranıdır kendilerinin :))
"En küçük ses bile sanki gökgürültüsü
İçim kıpır kıpır, deniz kıpırtısız"
Dönüş yolunda Turgut Şelalesi'ne uğradık. Su ve yemyeşil doku...Tam da bir gün önce yağmur yağmıştı, her yer toprak kokusu...Daha ne diyeyim :)
