"Hiç sevdiğin oyuncağını kırdın mı? Hiç seninle alay edip çirkin isimler takanlar oldu mu?Başka çocukların sana kötü davranıp oyunlarına almadıkları bir durumla karşılaştın mı?Alp, Ayşe ve Cenk'in başından geçenleri okumak ister misin?"
"Hiç en sevdiğin bir şeyi kaybedip sonra tekrar buldun mu?
Hiç gerçekten özel bir doğumgünü kutladın mı veya özel bir yere yolculuk yaptın mı?
Can, Ada ve Zeynep'in gerçekten mutluyken neler hissettiklerini öğrenmek ister misin?"
"Karanlıktan korkar mısın?
Okula ilk gittiğin gün korktun mu?
Hiç kayboldun mu? Peki kaybolunca kendini nasıl hissettin?
Maya, Ege ve Cem'in korktukları zaman neler yaptıklarını okumak ister misin?"
"Hiç sana ait birşeyin elinden alındığı oldu mu?
Hiç işlerin istediğin gibi gitmediği durumla karşılaştın mı?
Hiç kalbinden geçeni yapamayacağını hissettin mi?
Ali, Aslı ve Mert'in kızdıkları zaman neler hissettiklerini öğrenmek ister misin?"
Duygular üzerine yazılmış 4 yeni kitabımız var. Jane Bigham'ın yazdığı, "Herkes Üzülür", "Herkes Korkar", "Herkes Mutlu Olur", "Herkes Kızar" adlarında, bir seriyi oluşturan 4 kitap bunlar. Arkalarındaki şu yazıyı, kitapların içeriklerini çok güzel anlatabilmiş:
"Elinizdeki kitap, küçük çocuklara yeni ve şaşırtıcı durumlarla karşılaştıklarında, yaşadıkları duygularla başedebilmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.
Basit öyküler, çocuğunuzun kendi hislerini ve ruh hallerini anlamalarına katkı sağlar.
Bu serinin her kitabı belli duygu üzerine yoğunlaşır. Çocuklar, duygularıyla başa çıkma yöntemlerinin yanı sıra, benzer duyguları hissedenlere yardım etme yolları sunar."
Ben bu kitapları çok sevdim. İlk önce Ekin sevdiği için sevdim elbette :) Kitapları önce bana okuttu. Sonra her zamanki gibi kendisi okudu defalarca. Zaten okuyabildiğini iddia ediyor :))) 7-8 yaşındaki çocukların okuma-yazma bildiklerini ve kendi kitaplarını okuyabildiklerini duyunca "Ben de okuyabiliyorum" diye yanıt veriyor :)))
Kitapları sevmemin diğer nedeni, çocuğun yaşadığı bu duyguların normal olduğu, herkesin (her çocuğun da tabi) bu duyguları zaman zaman yaşadığı ve hiçbir zaman yaşadığı duygunun sonsuza kadar sürmediğini anlatması. Ve kendini daha iyi hissetmek için neler yapabileceğinden bahsetmesi. Bence "empati" kavramını da çok iyi hissettiriyor bu kitaplar. Bu duyguları yaşamış çocukların kısa öyküleri ve kitabın sonunda o çocukların kendileri gibi hisseden diğer çocuklara yardımcı olmak için neler yapabilecekleri konusuda kitabın beğendiğim bölümleri.
"Duygularımızı bastırmak" yerine "duygularımızı kabullenmek" ruhsal sağlığımız için en iyi olan. Peki neden aynı şeyi çocuklar için de yapmıyoruz. Bir yeri acıyıp ağlayan çocuğa "Bir şey yok, geçti" diyoruz, ya da üzülen bir çocuğa "üzülme"? Çocuğumuzu o an hissettiği kötü duygudan uzaklaştırmaya çalışmak yerine, duygusunu tanımlamak ve ifade etmesine yardımcı olmak, bizim onu ve hislerini anladığımızı çocuğumuza hissettirecektir. Bir başkası tarafından anlaşılmak da dünyanın en rahatlatıcı duygusudur sanırım :)))