31 Mayıs 2010 Pazartesi

Geçmişten-4 / Ekin'in Kağıt Tabaktan Karpuzu

Geçen yazdan bir etkinlik...

Tam 1 sene önceydi, Ekin, birşeyler yaparız diye aldığım kağıt tabaklardan birini ele geçirip "Anne, ben bu tabaktan bir karpuz yapacağım" demişti. "Hımm, yap bakalım..." demiştim ben de :)) Suluboyalarını ve fırçasını alıp, kağıt tabağın ortasını kırmızı, kenarlarını da yeşile boyadı.


Ortasına da çekirdekleri oluşturacak siyah noktalar kondurdu.


Ekin'in benim teklifim olmadan kendi kendine yaptığı çalışmalardan biriydi bu. Kendi tasarımı, kendi malzeme seçimi. Konuyu da kendi seçmişti. Şimdi alıştım artık bu tip yaratıcı çalışmalarına :))

Arada sırada "geçmişten" başlığıyla bazı çalışma ve etkinliklere yer vermeyi seviyorum. Çünkü blogumu yapmaya Ekin 3 yaşındayken başladım. Daha önce yaptığı ve yaptığımız şeyleri de hatırlamak ve anı olarak arşivlemek hoşuma gidiyor.

Bu arada hafta sonu yine güzel bir anne-bebek buluşması yaşadık. Kadro sabitlenince, buluşmalar daha samimi ve sıcak geçiyor. Bir de Ekin'le hafta içi süpriz bir buluşmamız olacak anne-kız :)) Ayrıntılar daha sonra :))

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Montessori Okulu

http://montessoriokul.blogspot.com ' daki şu yazıda amaç çok güzel açıklanmış:

"Bizler, çocuklarımızın kişiliklerine ve yeteneklerine olabildiğince az hasar gelerek
büyümelerini sağlamak, özgüveni tam, kendi ile barışık, araştırmacı bireyler olarak
gelişebilmeleri için şu ana kadar süregiden durumdan daha iyi bir alternatif oluşturmak üzere, Emel Çakıroğlu Wilbrandt’ın eğitim danışmanlığında bir araya geldik.

Öncelikle, çocuklarımızın en önemli yaşlarında ilk eğitimlerini alacakları "anaokul"u oluşturmak için bir veli inisiyatifi montessori anaokulu projesine başladık."


İstanbul'daki bu girişimi yürekten destekliyorum. Umarım etkileri İzmir'e ve diğer şehirlere de çabuk ulaşır. Sırf bu nedenle (başka bir neden olamaz, çünkü İzmir'de yaşamayı çok seviyorum) İstanbul'da olmayı diledim :) Kızımı Montessori eğitimi veren bir okula göndermeyi çok isterdim. Sebeplerini yine aynı yazıda bulabilirsiniz. İdealimdeki, kalbimdeki bu niteliklere sahip bir okul... Ülkemizdeki mevcut eğitim sisteminin çocuklara hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum. Ama, gelecek için umut var! (mı?)

Detaylar için http://montessoriokul.blogspot.com ve http://montessoriokul.com adreslerine göz atabilirsiniz.


Montessori Okulu Tanıtım ve Bilgi

25 Mayıs 2010 Salı

Duygular Üzerine Dört Kitap

"Hiç sevdiğin oyuncağını kırdın mı?
Hiç seninle alay edip çirkin isimler takanlar oldu mu?
Başka çocukların sana kötü davranıp oyunlarına almadıkları bir durumla karşılaştın mı?
Alp, Ayşe ve Cenk'in başından geçenleri okumak ister misin?"


"Hiç en sevdiğin bir şeyi kaybedip sonra tekrar buldun mu?
Hiç gerçekten özel bir doğumgünü kutladın mı veya özel bir yere yolculuk yaptın mı?
Can, Ada ve Zeynep'in gerçekten mutluyken neler hissettiklerini öğrenmek ister misin?"


"Karanlıktan korkar mısın?
Okula ilk gittiğin gün korktun mu?
Hiç kayboldun mu? Peki kaybolunca kendini nasıl hissettin?
Maya, Ege ve Cem'in korktukları zaman neler yaptıklarını okumak ister misin?"


"Hiç sana ait birşeyin elinden alındığı oldu mu?
Hiç işlerin istediğin gibi gitmediği durumla karşılaştın mı?
Hiç kalbinden geçeni yapamayacağını hissettin mi?
Ali, Aslı ve Mert'in kızdıkları zaman neler hissettiklerini öğrenmek ister misin?"


Duygular üzerine yazılmış 4 yeni kitabımız var. Jane Bigham'ın yazdığı, "Herkes Üzülür", "Herkes Korkar", "Herkes Mutlu Olur", "Herkes Kızar" adlarında, bir seriyi oluşturan 4 kitap bunlar. Arkalarındaki şu yazıyı, kitapların içeriklerini çok güzel anlatabilmiş:

"Elinizdeki kitap, küçük çocuklara yeni ve şaşırtıcı durumlarla karşılaştıklarında, yaşadıkları duygularla başedebilmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.

Basit öyküler, çocuğunuzun kendi hislerini ve ruh hallerini anlamalarına katkı sağlar.

Bu serinin her kitabı belli duygu üzerine yoğunlaşır. Çocuklar, duygularıyla başa çıkma yöntemlerinin yanı sıra, benzer duyguları hissedenlere yardım etme yolları sunar."

Ben bu kitapları çok sevdim. İlk önce Ekin sevdiği için sevdim elbette :) Kitapları önce bana okuttu. Sonra her zamanki gibi kendisi okudu defalarca. Zaten okuyabildiğini iddia ediyor :))) 7-8 yaşındaki çocukların okuma-yazma bildiklerini ve kendi kitaplarını okuyabildiklerini duyunca "Ben de okuyabiliyorum" diye yanıt veriyor :)))

Kitapları sevmemin diğer nedeni, çocuğun yaşadığı bu duyguların normal olduğu, herkesin (her çocuğun da tabi) bu duyguları zaman zaman yaşadığı ve hiçbir zaman yaşadığı duygunun sonsuza kadar sürmediğini anlatması. Ve kendini daha iyi hissetmek için neler yapabileceğinden bahsetmesi. Bence "empati" kavramını da çok iyi hissettiriyor bu kitaplar. Bu duyguları yaşamış çocukların kısa öyküleri ve kitabın sonunda o çocukların kendileri gibi hisseden diğer çocuklara yardımcı olmak için neler yapabilecekleri konusuda kitabın beğendiğim bölümleri.

"Duygularımızı bastırmak" yerine "duygularımızı kabullenmek" ruhsal sağlığımız için en iyi olan. Peki neden aynı şeyi çocuklar için de yapmıyoruz. Bir yeri acıyıp ağlayan çocuğa "Bir şey yok, geçti" diyoruz, ya da üzülen bir çocuğa "üzülme"? Çocuğumuzu o an hissettiği kötü duygudan uzaklaştırmaya çalışmak yerine, duygusunu tanımlamak ve ifade etmesine yardımcı olmak, bizim onu ve hislerini anladığımızı çocuğumuza hissettirecektir. Bir başkası tarafından anlaşılmak da dünyanın en rahatlatıcı duygusudur sanırım :)))

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Mıknatıslı Çalışmalar

1. Mıknatısla manyetik olan ve olmayan nesneleri gruplama çalışması.

Buna benzer bir çalışmayı bir yerlerde görmüştüm ama çok zaman önce, nereden hatırlayamadım. Evde ve Ekin'in oyuncakları arasında metal, ahşap, plastik nesneleri seçtim. Ekin bunları manyetik olma özelliklerine göre grupladı.





2. Makarnaların arasına gizlenmiş metal cisimleri çubuk mıknatısla (biz mandalın ucuna takılı halka mıknatısla yaptık :) ) bulma çalışması.

Seminerde Hilal Hanım uzun bir çubuk mıknatıs kullanmıştı. Bizim çubuk mıknatısımız kısa olduğu için halka mıknatısımızı mandala tutturup kullandık. Ekin bulduğu nesneleri kağıt üzerindeki (bakınız Nuran'ın yaptığı çalışma, fotokopi fikrini Nuran'dan aldım) eşlerinin üzerine yerleştirdi.





19 Mayıs 2010 Çarşamba

Kısa Kısa Son Günler...

Biriktirip biriktirip yazarsam olacağı bu! Bir sürü çalışma, etkinlik, buluşma sıraya girdiler, hangi birini yazacağım derken hepsi aynı yazıya doluşmak zorunda kaldılar :)) Hepsi değil tabi... Çok yoğun geçiyor günlerimiz, özellikle Montessori konuşup, Montessori çalışmaları yaptığımız günlerimiz çok. Montessori'yle yeni tanışan arkadaşlarım var. Bazen de arkadaşlarımın arkadaşları çalışmalarımızı merak ediyorlar, sorular soruyorlar. Aslında bunlar bence iyiye işaret, alternatif arayışları oldukça eğitim sistemimizde alternatifler oluşabilecek. Neyse uzatmadan kısa kısa geçen günlerden bahsedeyim...

Ekin'le yine bir arkadaş buluşması... Ekin'in sık sık arkadaşlarıyla bir arada olabileceği ortamlar oluşturmaya çalışıyorum. Bu konuyu önemsiyorum çünkü, çocuklarla birlikte olmanın her çocuk için yararı büyük.



Arabalarla oynamayı çok seven kızım... Talan edilmiş bir arkadaş evi :P


Minderlerin üzerinde zıplayarak açılmaya çalışılan aydınlatma düğmesi ve çığlıklar atarak sevinen çocuklar :))


Çocuk atölyesindeyiz. Periyodik olarak gitmeye çalıştığımız bu atölyede, ayıcık şeklinde kalemlik yaptık bu sefer...


Yaza çize, kalem tutmayı epey bir geliştirdi Ekin...


Yapabileceği her aşamayı kendisine bırakıyorum. Katılan birçok annenin aksine :))))



İşte kalemlik, eve gidince Ekin keçeli kalemlerini yerleştirdi hemen :)


Hafta sonu iki gün dolu dolu aile günleriydi. Cumartesi Ekin'in kuzeni Derin'in doğumgünüydü. Pazar günü de diğer iki kuzeniyle birlikteydi. Yani Ekin için harika bir haftasonuydu, bayılıyor kuzenleriyle birlikte vakit geçirmeye...

Teyzesi ve Ekin :)


Nuran'cığım, Ekin'in ille giyeceğim diye ısrar ettiği elbiseye bak bakalım, tanıyacak mısın ;)

Anneanne ve iki kuzen...


Pazar günü 4 nesil biraradaydık. Büyük ninemiz (eşimin anneannesi), babaanne, baba ve Ekin :)))


Halası ve Ekin... Benziyorlar mı?


Şenol Amcası (enişte oluyor :) ) ile gazete okuyorlar...



Pervin Teyze'mizin evinin bahçesinde bitkileri suladı...


Bahar geldi piknik sezonu açıldı :) Çayır, çimen ve mangal, tutmayın bizi :)) Ekin de mangal başında :)


Ekin'in Ümit abisi... "En çok kimi seviyorsun?" diye sorulduğunda, bazen bizden bile önce onun adını söylüyor :)) Onunlayken kimseyi görmüyor, sadece onunla oynuyor...


Ekin futbolu da çok seviyor, Ümit abisinin söylediğine göre topa güzel vuruyormuş :)))


Önümüzdeki hafta sonları eşim çok yoğun olacak ve yine pazar günleri de çalışacak. Tam da Ekin'in babasını geceden sabaha özlediği bir dönemde... Sabah gözünü açıp babasını özlediğini söyleyip telefonda konuşuyor, akşam o gelmeden uyursa, gece koynunda uyuyor, akşamın gelmesini iple çekiyor ve "baba-kız günü yapacağız, annem olmadan" diye pazar günleri beni evde bırakmaya çalışıyor, sonra da vazgeçiyor :))) Bu ara sürekli ofisteyiz zaten, bu yazıyı da ofiste yazıyorum. Olmazsa pazarları da geliriz babasının yanına, napalım :))))

14 Mayıs 2010 Cuma

Montessori Okulu Kuruluş Toplantısı


Montessori Veli İnsiyatifi Grubu'nun düzenlediği "Montessori Okulu" kuruluş toplantısının detayları için şuraya bakabilirsiniz.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Montessori Materyalleriyle Çalışmalar / Kahverengi Basamaklar (Brown Stairs)

Montessori materyallerine hayran olmamak mümkün değil. Okudukça ve uyguladıkça daha da hayran oluyorum. Daha önce duyu materyallerinden kulplu silindirler ve kulpsuz silindirlerle ilgili Ekin'le yaptığımız çalışmaları yayınlamıştım blogumda ve Montessori eğitimi blogumuzda. Blog arşivimde bulunması açısından fırsat buldukça, diğer materyallerle daha önceden yaptığımız çalışmaları da eklemek istiyorum. Önce standart uygulamalar, sonra da genişletilmiş çalışmalar (extensions).

Montessori eğitimi blogumuzda pembe kule ve kahverengi basmaklarla ilgili bilgilendirici bir yazı var. Oradan bir alıntı :

Kahverengi basamaklar: Dikdörtgen prizmalar çalışma halısına karmaşık bir şekilde konur ve genelde büyükten başlayarak küçüğee doğru bir basamak oluşturacak şekilde dizilir. Doğruluk kontrolü yine kendiliğinden olur. Yanlış prizma kendini hemen gösterir.

Daha sonra matematik derslerinde "kare", "küp" tanıtımında kullanılır. Örnek: 4 tane en küçük prizma ikinci prizmayı oluşturur.

Ayrıca;

"Materyalin bulunduğu yerden çocukla beraber getirilmesi, çocuğun materyalin yerini, taşınmasını ve uygulamadan sonra tekrar yerine kaldırılmasını öğrenmesi için önemlidir." *

Kahverengi basamaklarla ilk kez çalışırken Ekin'le beraber basamakları çalışma halısına taşıdık, karışık şekilde koyduk. Ben sessizce bir kez büyükten küçüğe dizerek ona gösterdim. Sonra tekrar karışık hale getirdim ve Ekin yaptı sıralamayı bu kez. Sessiz olmak, yapılan işe odaklanmasını sağlamıştı. "Dikkatin odaklanması (konsantrasyon) Montessori eğitiminde çok önemlidir. Çünkü öğrenme ancak dikkatin odaklanması sonucu gerçekleşebilir." *





Her çalışmadan sonra misket/minik top, basamakların tepesinden aşağı doğru yuvarlanır :)) Çünkü Ekin buna bayılır :)


Bazen de farklı şekilde dizip oynar ve elbette kurulu şekilde ait oldukları rafa dizip kaldırır...




* Çocuk Eğitimi Sanatı, Emel Çakıroğlu Wilbrandt

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Damlalıkla Çalışma

Uzun zamandır arayıp bulamadığım vantuzlu sabunluğu eşim bulup getirince hemen damlalık çalışmasını yaptık Ekin'le. Nuran'ın da Emincan'la yaptığı çalışmayı şurada görebilirsiniz (bu arada aynı malzeme bize doğru yola çıktı, sağol Nuran :) )




Önce kırmızı gıda boyası olan suyla yaptı Ekin...



Sonra yeşil gıda boyası olan suyla...





Biraz da eline :)

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Anneler Günüm...

Bu anneler gününde de şükrederek uyandım. Çok şükür sağlıklı ve mutlu bir kızım var ve biz de sağlıklıyız ve onun yanındayız. Gerçekten en büyük zenginlik bu...

Özel günlerin abartılmasından yana değilim, sadece hatırlamak ve kıymet bilmek açısından önemli olduklarını düşünürüm. Eşim bu hafta pazar günü de çalıştı. Sabah beraberce kahvaltı yaptık. Bütün gün kızımla gezip tozduk anne-kız. Oyuncaklara binip eğlendik. Sokaklarda kutu oyunu oynayıp gülüştük. Birbirimize sarılıp öpüştük. Zaten bizim günümüzdü :))) Akşam, arabada erkenden uyuyan kızımızı da alarak deniz kenarında keyif yaptık eşimle. Benim için, eşim ve kızımla birlikte olduğum harika bir gündü. Zaten kızımın öpücükleri ve anneler günümü kutlayan güzel sesiyle uyandığım bir günün harika olmaması mümkün mü?


Ekin'in anneler günü için yaptığı (tabi benim de yardımım var) fotoğraf çerçeveleri. Bitirir bitirmez "Al anneciğim, senin için" dediği çerçeveler :)

7 Mayıs 2010 Cuma

Bu Aralar...

Bu aralar, Ekin sık sık arkadaşlarıyla bir araya geliyor. Her buluşma çok eğlenceli geçiyor. Ve kızımın büyüdüğünü daha çok anlıyorum. Arkadaşlarını özlüyor, birlikte oynamayı talep ediyor ve onlarla beraberken mutlu oluyor.


Tuana, Ekin'in anne-bebek jimnastiğinden arkadaşı. Beraber çocuk atölyelerine de katılıyorlar, arada sırada birbirleriyle telefonla konuşuyorlar. Hep böyle el ele geziyorlar :)


Kaya da Tuana gibi Ekin'in yaşıtı. Beraber müthiş uyumlu oynuyorlar. Bir kere bile arıza çıkarmadan :) Oyuncak değiş tokuşu, araba sürmece, kahkalarla gülmece favori oyunları :)))



Bu aralar, (aslında epeydir) gündüzleri diş fırçalama işi Ekin'e ait, ben hiç müdahale etmiyorum. Sadece geceleri el atıyorum :) Evden çıkma hazırlığı yaparken herkes kendi dişini fırçalıyor.


Bu aralar, hep parklarda, bahçede, gezme tozma işindeyiz :) Ayda yılda bir de oyuncaklarda :)


Bu aralar, Ekin'in koridordaki resim sergisini yeniledik Ekin'le beraber. Sergilenecek eserlere küçük ressamımız karar verdi :) Sergileme sistemini de değiştirdim, böylesi çok daha pratik :))




Hayvanlar treni de uzun koridorumuzda geçit yaptılar, çuf çuuuf ...


"Bu aralar" değil de, "geçenlerde bir aralar" diyebileceğim zaman diliminde, evde birikmiş kırık, parça pastel boyaları fırında eritip yeni boyalar elde etme işine giriştim. Ekin seçti, parçaladı...


... ben fırına koyup pişirdim :P Ama koku konusunda kimse uyarmamıştı. Of, mutfağı acayip bir pastel kokusu sardı, çok fenaydı.


Fırından çıkıp soğuyunca Ekin hemen denemelere başladı. Test etti ama pek onaylamadı :) Hatta Tuana gelince beraber boyasınlar diye çıkardım. Bir süre resim yaptılar, sonra ikisi de başka boyalardan istediler, beğenmemişler :)


Bu aralar, baba-kız resim yapıyorlar, yan yana, ayrı ayrı :))) Oda, resim atölyesi gibi oluyor bazen. Artık havalar ısındı, balkonu kullanırız.



Bu aralar, herkes Nehir'e ve ailesine destek olmaya çalışıyor, Nehir'e destek olmak için şuraya bir göz atın. Nehir ve tüm hasta çocukların bir an önce sağlıklarına kavuşması için dua edelim. Sahip olduklarımız için de şükredelim...