30 Ağustos 2010 Pazartesi

Ekin Tuval Başında - 1.Bölüm

Yaklaşık 2 ay önce Ekin'e babası büyük tuvaller getirmişti. Öyle heyecanlandı ki Ekin, arka arkaya iki gün tuvallere resim yaptı. Ama anne ancak yayınlayabiliyor :) Bilen bilir Ekin'in resim yapmayı ne kadar sevdiğini. Şu yazımda boyadığı küçük tuvallerden bahsetmiştim.

"Ben büyünce hem ressam, hem mimar olacağım" diyor önüne gelen herkese, hiç o yönde telkinimiz olmasa da. "Zaten şimdiden ressamım ben!" diye ekliyor :))) İleride hangi mesleği seçerse seçsin emin olduğum bir şey var, sanatçı ruhunu mutlaka katacak işine :)

Malzemeler hazırlandı, tuval balkon penceresinin önüne özenle yerleştirildi ve küçük ressamımız işe koyuldu...







Baba ve anne dönüşümlü olarak asistanlık yaptılar. Görev palete boya doldurmak, küçük ressamın elleri serbest olsun diye paleti tutmak :)







İşte 1. tuvalin bitmiş hali. Sırada 2. tuval var. O da bir sonraki bölümde...



24 Ağustos 2010 Salı

Kış Hazırlıkları ve İstanbul Kitapları

Bu aralar kış için hazırlıklara başladım. Kışın özlediğimiz ve bulamadığımız sebzelerden biraz stok yapma işi ile meşgulüm :) Gerçi abartmaya da gerek yok, kışın kendine özgü harika sebzeleri de var zaten. Ama evde bamya delisi bir baba ve kız varsa, kışın da bamya diye tutturuyorlarsa, derin dondurucuda bulundurmak gerek :))) Zaten en uğraştırıcısı bamya hazırlamak. Yıka, kurumasını bekle, ayıkla, doğranmış domates ve limonla azıcık pişir, yine soğumasın bekle ve sonunda hazır! Geçen haftalarda da tıpkı geçen sene olduğu gibi harika Balıklıova/Gülbahçe bamyaları hazırlamıştım zaten. Kışın sıkışınca, hazırlaması en çabuk yemeklerden biri, ve tabakların silip süpürülmesi garanti :)


Ve tabi kışın asla almadığım bir sebze, domates... Ama kullanmayı en çok sevdiğim sebze de o. Neredeyse her yemekte kullanıyorum. Her sene doğrudan rendeleyip kaplara doldurup derin dondurucuya kaldırırdım, bu sene kayınvalide usulü konserve işine giriştim, bakalım nasıl olacak?


Birkaç kilo barbunya ayıklanıp kaldırıldı zaten çoktan, onlar da kışın pratik yemeklerinden olmayı bekleyecekler :P Biraz da kırmızı biber közledim mi tamamdır benim kışlık sebze hazırlıklarım!

Bu kadar sebze demişken, bu ara okuduğum kitaptan bir bölümü paylaşayım:

"... Durup dururken neden takılıp kaldım dereotuna?

Yalnız dereotuna mı? Yalnız manavların önünden geçerken, kış sebzelerine, top top lahanalara, birer beyz adacık gibi duran karnabaharlara, yaprak yaprak pazılara, hep sonbahar renklerinden elmalara, portakallara, mandalinalara, muzlara, sonra çürümüş yaprak alacalı muşmulalara, kıpkırmızı turplara, zebercet yeşili pırasalara baktıkça yaşamak sevinci duyabiliyorum; yalnız onlarla. Karanlık, pis, kirli ve çirkin hayatlar silinip gidiyor sanki. Gazetelerin manşetleri, televizyon haber bültenleri, radyoların saat başı haberleri sanki ulaşamıyor.

Dereotu içimi arındırıyor."


Selim İleri şimdiye kadar okuduğum bir yazar değil. Ama bu kitabı zevkle okuyorum. İstanbul'un eski mevsimleri, çiçekleri, plajları, semtleri çocuksu bir naiflikle anlatılmış, belki de çocukluk anıları üzerine kurgulandığı için. Böyle bir hoşluğa ihtiyacım vardı bu aralar...

Arka kapaktan alıntı:

"Artık kimsenin bilmediği, hatırlayanların -hatırlamak isteyenlerin, belki- bile kalmadığı bambaşka bir İstanbul... Oysa topu topu 50 yaşında bir yazarın (1998'te tabi) anıları... Unutulmuş "bencil hesapların buzlu sularında" yok edilmiş bir İstanbul... Selim İleri yazdı."

Ve İstanbul kitapları serisinin diğer kitapları...



İstanbul çok güzel ve çok değerli bir şehir. Ama aynı zamanda berbat edilmiş ve yaşanılmayacak hale getirilmiş bir şehir. O nedenle İstanbul'da yaşamak istemezdim. Arada sırada gidip güzelliklerinden nasiplanmek daha akıllıca bana kalırsa :)) Ama tabi ben İzmir'i çok seven biri olarak böyle söylüyorum.

A, bu arada Ekin neler yapıyor? Her zamanki gibi resimler, ceviz kabukları, çam fıstıkları, çakıl taşları boyamalar, pembe kuleyle varyasyonlar, buzdolabı magnetleriyle tasarımlar, arkadaşlarıyla gezip tozup oynamalar... O benden daha meşgul gibi :)))
İpek ve Ceyda ile atölye ve sonrasında balkonda oyun, uzun zamandır görüşemediğim biz Urla'ya taşınınca daha çok görüşeceğimizi düşündüğüm arkadaşım Evren'in kızı Ece ile elele dolaşma, Işıl'cığım ve tatlı oğlu Sarp'la akşam gezmeleri. Kızımın günleri böyle geçiyor.

Işıl ve Sarp'la yaptığımız gece gezmelerini ben de çok seviyorum. Bol bol sohbet ediyoruz, çocuklar da sorunsuz oynuyorlar. Işıl'la planlar yapıyoruz, hayaller kuruyoruz, şurdan burdan konuşuyoruz, çocuklarımızın parka ilk geldiğimizde deli gibi koşuşturmalarına gülüyoruz. Ve finali hep dondurmayla yapıyoruz! Dondurma dedim de Işıııııııl, hangi akşam buluşuyoruz? :))))

19 Ağustos 2010 Perşembe

Dokunma Tabletleri / Touch Tablets

Dokunma tabletlerinden, kendi hazırladığımız zımparalı rakamlar/sandpaper numerals 'la ilgili yazımda bahsetmiştim. Dokunma tabletlerini zımparalı rakamlarla aynı yöntemle hazırladım. 3 farklı kalınlıkta/pürüzde zımpara kağıdı kullandım. Onlarla eşleştirme ve sıralama oyunu oynuyoruz.



Eşleştirme oyununda her bir tableti iki parmakla "hissedip" sepetten eşini bulmaya çalışıyoruz.


Sıralama oyununda "az pürüzlü"den "çok pürüzlü"ye doğru tabletleri sıralıyoruz.



Not: Dokunma tabletleri ile ilgili yaptığımız oyunun kaynağı şurada.

12 Ağustos 2010 Perşembe

En Tatlı Muzlu Süt :)

Basit bir muzlu süt hazırlığı bile bir çocuğa ne çok şey kazandırır ve ne çok eğlendirir!

Kendisinin yapmasına fırsat verirseniz, annesine kendi elleriyle nefis bir muzlu süt hazırlayabilir :) Çok önemli bir iş yapıyor edasıyla, kendi başına birşeyler yapabildiğini hisseder ve başarısının sevincini yaşar. Biliyorsunuz bu yaşlar "ben yapabilirim!" yaşları. Kendi yapabilmesi için ona imkan sunmalıyız. Bağımsız ve özgür bir birey olabilmeleri için ona fırsat vermeliyiz. Bir işe başlama, sabırla o işi tamamlamaya çalışma, işi bitince malzemeleri toparlayıp, ortamı eski düzenine getirme becerilerini kazanabilmesi, yetişkin hayatında çok işine yarayacak kazanımlar.

İşte bu nedenle Montessori eğitimine bayılıyorum, çocuğun bağımsız ve kendi kendine yeten birey olması yolunda, ona çok önemli şeyler kazandırıyor. Şimdilik İzmir'de bu eğitimi verebilen bir okul olmadığı için, evde elimizden geldiğince bu konuda Ekin'i desteklemeye çalışıyoruz.

Bir muzlu sütten nerelere geldim :P

Ben yemek hazırlığı yaparken Ekin'in benden bıçakla bir şeyler kesmek istediğini söyleyerek bıçak istemesinden geldik aslında buralara :))))

Muzu soyma, doğrama, balı ve sütü ekleyip rondoda karıştırma ve süt içmediği halde (süt ürünlerini sever ama süt içmez ;) ) zevkle içmesi aşamalarını aşağıda görebilirsiniz :)))




Evdeki tüm işlere katılmaya bayılıyor Ekin. Ben de onun yapabileceği işleri veriyorum, ekmek makinesinde ekmek hazırlığı, kendi odasının toplanması, kek kurabiye yapma, yoğurma çırpma, silme süpürme vs.... Çok çalıştırıyorum kızımı :P


Bu arada kızımın eliyle yaptığı muzlu sütü içmek de pek güzelmiş :))


11 Ağustos 2010 Çarşamba

Eğlenceli Bir Boyayla Resim Zamanı!

Bu boya yapımını pek çok yerde görmüşsünüzdür; nişasta, su ve gıda boyası karışımıyla elde edilen bir boya. Ekin'in, boyayı hazırlama aşamasına da dahil olarak daha çok eğlendiğini söyleyebilirim.



Küçücük ellerle boya hazırlığı :)


Hooop, elleri daldır...




Ellerinde boyayı hissederek resim yapmak ne güzel!




Ve sonuç; işte resimler...


8 Ağustos 2010 Pazar

Dizi dizi dizelim...

Sanırım 1,5-2 sene kadar oluyor bu oyuncağı alalı. Bu oyuncak farklı renklerde nesneler (40 adet), farklı renklerde ipler (4 adet), ve dizilim kartlarından (24 adet) oluşuyor. El-göz koordinasyonu için harika!

Ekin oynamaya başlamadan önce nesneleri grupluyor, seçmesi daha kolay oluyormuş :)


Sonra bir dizilim kartı seçiyor. Kartta yer alan nesneleri, seçtiği ipe diziyor.




İşte bitti :)


Tabi Ekin bu, ipe dizme işi bitince elindeki malzemelerle mutlaka yeni bir oyun kurgular: bu seferki bir tiyatro sahnesi!


7 Ağustos 2010 Cumartesi

Ev Yapımı Meyve Suları


Yıllardır eve hiçbir hazır yiyecek ve içecek sokmak istemediğim için kendi içeceğimizi de kendim yapıyorum. Bu çoook sıcak yaz günlerinde, kendi yaptığın meyve suyu gibisi yok :))) Ekin'im meyveye ve meyve suyuna bayıldığı için, doya doya içsin diye erik, şeftali ve vişne suyu hazırlıyorum. Biz içiyoruz, misafirlerimize, dostlarımıza ikram ediyoruz. Üşenmeyin, siz de yapın :)))

Erik suyu

Şeftali suyu


Not: Gece gece elimde bir bardak meyve suyu... günün yorgunluğu üzerimde... balkondayım... keyfim yerinde :)))

5 Ağustos 2010 Perşembe

Tatma Oyunu

Tat alma duyusuna yönelik bir oyun oynadık geçen haftalarda Ekin'le. Amaç, her zaman olduğu gibi duyularımız için deneyim oluşturmak. Montessori eğitiminde duyu deneyimleri çok önemlidir. "Duyu algıları çocukta bir ruhsal dünya yaratmaya yönelik yaratıcı bir içgüdü, aktif bir güçtür ve duyu organları adeta çocuğun dünyaya açılan pencereleri gibidir." (Maria Montessori Yöntemiyle Çocuk Eğitimi Sanatı, Emel Çakıroğlu Wilbrandt)

Oyun için önce 6 küçük tabağa 6 farklı yiyecek koydum. Benim seçtiklerim; haşlanmış nohut ( o günkü yemeğe eklemek için hazırlamıştım), yaban mersini, ceviz, tatlı erik, mor lahana ve bitter çikolata.


Ekin'in gözlerini benim saç bandımla kapattık. Çok eğlendi bu aşamada, fotoğrafta da görünüyor bu :)))


Teker teker yiyecekleri tattı, tahminde bulundu. Her iki tatma arasında da ağzının yeni tada hazırlanması için bir yudum su içmesini söyledim.



Çiğne, çiğne... Tahmin et...


"Hepsini bildim!"

1 Ağustos 2010 Pazar

El Yapımı Alternatif Zımparalı Rakamlar / "Sandpaper Numerals"

Bunlar kışın, yeşil zeminli olanlara alternatif olarak hazırladığımız zımparalı rakamlarımız / "sandpaper numerals".


Genellikle "sandpaper numerals"ta zeminde yeşil renk kullanılır. Çünkü Montessori eğitiminde yeşil renk, birler basamağını temsil eder. Fakat "numbers" ve "letters" yapımında orijinal renklerin dışında farklı renkler de kullanılabiliyor. Yapımı oldukça pratik (fikir ve yapım sevgili eşime ait), o nedenle aynı yöntemi kullanarak "dokunma tabletleri"ni de ben yaptım. Onları da sonra yayınlayacağım.


"Sandpaper numerals"ın nasıl sunulacağını detaylı olarak şuradan
okuyabilirsiniz. Biz bir süredir Ekin'le hem rakamlara dokunarak hem de kum üzerinde çizerek oynuyoruz. Rakamları tanıma ve iki parmakla tabletlerin üzerindeki rakamları takip etme işini çoktan geçtik, kum üzerinde yazma alıştırmalarına yoğunlaştık bu aralar.