Kaya mezarlarını yine oradaki genç arkadaşların rehberliğinde gezdik. İçlerine girip, kat kat mezarları görebildik.
Nekropolis'ten (antik mezarlık) bir görünüm...
Ve müthiş su sarnıçları...
Dara, Mezopotamya'nın ilk barajının ve sulama kanallarının olduğu kentmiş. Su sarnıçları, birbiriyle bağlantılı 10 gözlü yapısıyla oldukça kalabalık bir nüfusa yetecek miktarda su depolayabilmekteymiş. Yarı seviyeye kadar tek parça kayaya oyularak yapılmış olan sarnıcın geri kalan kısımları tuğla ve taşlardan yapılan tonozlarla kapatılmış.
Köyde yaşayan çocuklar (çoğu kız) çevrenizi sarıp, size bir sürü bilgi sunuyorlar, istemeseniz de. Ama hepsi birbirinde sevimli bu kızlar Ekin'i çok şaşırttılar. Anneleri nerde, neden bütün gün dışarıdalar diye sordu sonradan bana :))
Kızlardan biri Ekin'i çok sevdi, "keşke kardeşim olsaydı Ekin" dedi :) Onunla epey ilgilendi, oyunlar oynadı :)



Gün batarken (doğuda olduğumuz için erkenden hava kararıyordu) Mardin'e dönüş yolundan Mardin görünümü...
O gece, sıra gecesine katıldık. Hava serindi, içerden olayı izleyebileceğimiz harika konumu olan bir masa seçtik. Böylece üşümeden, Ekin'in de erken uyuduğu düşünülürse uzun vakit geçirebileceğimiz, ama etkinliği de kaçırmayacağımız bir konumda yedik yemeklerimizi...
İşte Mardin tabağı... Sembusek, içli köfte, etli ekmek ve müthiş tandır ve pilav :)
En çok Ekin'in bayıldığı ama hepimizin beğendiği bol narlı ve nar ekşili salata... Mmmm, nefisti gerçekten :)
Her akşam yemeğini bile zor yiyip uyuyan kızım. İki koltuk-sandalyeden yatak, üstüne bir örtü, tamamdır. İyi geceler Ekin'e. Biz muhabbete, yemeye içmeye devam :)
Ertesi gün programımız Midyat'tı. Biz önce Hasankeyf'i görelim dedik. Sular altında kalmadan önce...
Biliyorsunuz, Hasankeyf Ilısu Barajı ile sular altında kalma tehlikesi ile karşı karşıya. Kültürel ve tarihi zenginliklerimizin çoğu gibi Hasankeyf de kurtarılamayacak maalesef.
Hasankeyfli kızlar :) Bıcır bıcır, hiç durmamacasına konuşuyorlar :)))
Köprüden geçerken Hasankeyf...
Akşam Midyat'taydık. Midyat'ta Kasr-ı Nehroz Oteli'nde kaldık. O gün (20 Mart) doğumgünümdü. Mardin'den aldığımız Süryani şarabı ve künefeyle bir kutlama yaptık :) Harika bir doğumgünü hediyesi olan gezimizin de son akşamıydı.
Ertesi gün Midyat'tan görüntüler... Dinlerin ve dillerin birleşme noktası Midyat...
Görebildiğimiz tek yeşil yer...
Midyat'a yeterince zaman ayıramadık, dönüş uçağına bile zor yetiştik :)
Uzun zamandır en çok keyif aldığım gezilerden bir oldu Mardin gezisi. Ve şimdiye kadar aldığım en güzel doğumgünü hediyesi :) Umarım size de yansıtabilmişimdir bu keyfi. Eh, renkler sarı-kahve tonlarında ama Mezopotamya topraklarında her yer böyle :) Yaşadığımız yerden farklı yerler ve kültürler görmek, orada tarih ve kültürün içinde bulunmak müthiş bir duygu bence...
10 yorum:
Gitmiş kadar olduk.
teşekür ederim:)
ilginç bir gezi olmuş. hala etkisindesin.
Geçmiş doğum günün kutlu olsun. Bencede Çok güzel bir hediye.İnan bende çok istiyorum Mardini görmeyi. Resimler çok güzel gözüküyor. Umarım Birisi de bana doğum günü hediyesi yapar :)
Hoşgeldin creep. Teşekkür ederim :)
Gitmek daha güzel inan bana :)
:))) Yazıları yavaş yavaş hazırlayıp yayınlayınca böyle bir sonuç çıktı sanırım Syrakusa :))
Ama evet, etkisi uzun sürüyor, haklısın :)
Teşekkür ederim "defne naz" :)
Umarım sen de görürsün Mardin'i, doğum günü hediyesi olsun ya da olmasın ;)
İnsan böyle bir görsel şölen karşısında diyecek bir şey bulamıyor Berna'cığım.
Muhteşemdi....
Teşekkürler Gülay'cığım ;)
ayyy çok imrendim doğrusu hiç merak etmediğim yerlerdi sayende bizde gezmiş oolduk ilk fırsatta gitmek istiyorum bu arada geciktik ama mutlu yıllar...:))
Filiz'ciğim teşekkürler :)
Mardin'i merak etmene neden olduysam, ne güzel ;)
Yorum Gönder