28 Şubat 2011 Pazartesi

Ekin'in Kedileri

Ekin de hemen hemen tüm çocuklar gibi hayvanları çok seviyor ve hayvanlarla ilgili pek çok şeyi merak ediyor. Bu sıralar kedi ve köpeklere müthiş ilgi duyuyor. Çeşit çeşit peluş oyuncak doldu odası, bunların içinde kedileri ve köpeklerinin ayrı bir önemi var :)

Bu sevgisini, kendi kendine renkli kağıt ve kalemlerini kullanarak yaptığı kedilerle de gösterdi bize. Fikir onun, uygulama onun...

Tanıştırayım, evimizin 3 yeni kedisi;

Şanslı


Benekli


Minik


Üçü bir arada kediler :)


"Urla'ya taşındığımızda bir köpek, bir de kedimiz olabilir mi anne?" diye soruyor Ekin, mümkün olsa hemen alalım diyor :)




Bir okuma önerisi: Tübitak Yayınları'nın İlk Okuma serisinden "Kediler". Yazarı Anna Milbourne. Bu yazı kedilerle ilgili olduğu için Kediler kitabını yazdım sadece, ama İlk Okuma serisinin kitapları çok güzel. Bizde şimdilik Köpekler, Kediler, Tırtıllar ve Kelebekler, Gece Hayvanları, Atlar ve Midilliler var, görüldüğü gibi hepsi hayvanlarla ilgili :) Seriyi toplamaya devam edeceğim.





18 Şubat 2011 Cuma

Merak Güzel Şey ;)

Üzerinden bir aydan fazla geçti. Yeni yılın ilk haftası bir yılbaşı partisine gitmiştik, anneler ve çocukları için düzenlenen bir "eğlence" (Ekin'in deyişiyle "beyazlar partisi"). Yok, partiden bahsetmeyeceğim, çünkü anlatmaya değer pek bir şey yoktu partide :) Normalde benim asla gitmeyeceğim bir partiydi. Geçen ayki buluşmamız orada olsun diye karar alınınca, zoraki bir gidiş oldu bu. Neyse, fotoğrafları düzenlerken, hoşuma giden birkaçını yayınlamak için yaptım bu girizgahı :))

Hilton'un 32. katından dışarıya bakmaya çalışan meraklı kuzular, oradaki en eğlenceli ve en tatlı şeydi, buna eminim :)

Hah, keşfettiler pencere önünü, çıkmak için bu telaş :)


"Vaaay, binalara bak! Ne kadar küçük görünüyorlaaaar!"


"Bak, bak, deniz orada işte..."


"Çatılara baak! Binalar oyuncak gibi değil mi Sarp?"


"Arabaları gördün mü Ekin?"

En güzelini yaptınız kuzular, içeride ilginç hiçbir şey yoktu. 32. kattan dışarıya bakmaktan daha ilginç ne olabilir ki zaten? :)))

İçerde azıcık boyama,

... biraz da balondan kılıç oyunu vardı.


Kendi eğlencesini bulan çocuklarımız, Işıl ve Helil ve tabi 2 kadeh de şarap olunca gün daha güzel geçiyor elbette :)

14 Şubat 2011 Pazartesi

Ekin'in Uydurduğu Bir Çalışma / Pipetle Aktarma Oyunu :)

Ekmek yaparken içine eklemek için kullandığım ayçiçeği çekirdeği içi, bu kez Ekin'in bir oyununda işe yaradı. Ekin, zaten avuç avuç yemeyi sevdiği çekirdek içlerini, kendi uydurduğu bir oyunda malzeme olarak kullandı. Pipetle aktarma oyunu :))


Düzenek kurulur (tepsi, kavanoz, tabak, pipet vs.),


Küçük kavanozdan çekirdek içleri alınır,


Özenle pipetin içine gönderilir :)


Tabakta birikenler afiyetle yenir.

Anne de mutfağı toplarken işi gücü bırakır (çünkü "anne beni izle, bak ne yapıyorum" diyerek anne çağırılmıştır) :)))

10 Şubat 2011 Perşembe

Baba Eve İş Getirirse Ne olur?

Ofisimizde ağırlıklı olarak restorasyon projeleri hazırlıyoruz (biz dediğime bakmayın, benim hala bir katkım olamıyor projelere :) ). Bir akşam eşim proje çıktılarını, üzerine müdahale notları almak için eve getirmiş. Peki baba eve projeleri kapıp gelirse ne olur?

1. Önce baba-kız, yan yana ama ayrı ayrı "projelerini" çalışırlar. Ekin babasının çalıştığı projelerde "neyin ne olduğunu tahmin etme oyunu" oynar. Ve kendi projesini çizmeye başlar.



2. Arada sırada babasının çalıştığı proje üzerinde yorumlar yapar. Bunu babasıyla paylaşır.



3. Babası yorumlarını ve bunları çizime aktarışını beğenir ve bir mimar baba olarak kızını tebrik eder :) Bu arada Ekin kendini çizimine kaptırmıştır :)))


4. Sonra yeniden herkes kendi çalışmasına döner. Buraya kadar her şey yolundadır. Bir süre sonra babanın proje dosyasını açıp, geniş bir zeminde çalışma ihtiyacı doğar. Sonra bakın neler olur?


5. "Yeter bu kadar çalışma" diyerek kendince çalışma süresini noktalayan Ekin, babasının tepesine çıkıp çalışmasını engelleyerek "kudurma vakti" geldiğinin sinyallerini verir :)))



6. Ekin baktı ki olmuyor, babasının gerçekten çalışması gerek, babası bunu kibarca dile getirmesine rağmen, projelerin üzerine yatarak olayı sonlandırır :))) (babadaki çaresiz bakışa dikkatinizi çekmek isterim :))) )




Sonuç; proje katlanır, toparlanır. Ekin babasıyla yerlerde yuvarlanır, kudurur, coşar. Bir süre sonra uyku vakti gelince "Ben babama sarılıp uyuyacağım" diyerek babasının bütün çalışma planlarını suya düşürür. E, o da sabahın 5'inde kalkıp çalışsın, n'apalım, değil mi Ekin'ciğim :))))

7 Şubat 2011 Pazartesi

Çivili Tahta İle Oyun

Üzerine ahşap çiviler çakılmış ahşap bir tabla ve bir sürü renkli lastik tokayla çok eğlenceli bir çalışma :)



Her ne kadar çivili tahtanın geliş sürecinde birtakım sıkıntılar yaşasak da, Ekin'in oynarken eğlenmesi hepsini unutturdu bize :)

Montessori mail grubumuzda, Ankara'dan toplu siparişle aldığımız çivili tahtamız ilk geldiğinde inanamadım. İşçiliğin kötü olması, çivilerin hizasızlığı dışında, tabla düz zeminde bile duramıyordu! Sonra iade edip yenisiyle değiştirilmesini bekledik. Bu süre de ayrı bir macera, uzun uzun yazmayacağım. Yapan kişiye ulaşamamak, yeniden gönderilmesini beklemek, birçok kez kargo parası ödemek gibi saçmalıklardan sonra, eski hataları olmayan (en azından düz zeminde durabiliyor :) ) ama yine işçiliği kötü bir ürün geldi. Fotoğrafta çok belli değil (hileli çekim :P), ama tabla üzerine çivileri yerleştirirken tabla epey zarar görmüş. Arka kısmını hiç görmemek lazım, macun hatalarıyla dolu.


Neyse, oldu bitti, oynadık bile :)))


Ekin tablayı hiç yer boş kalmayacak şekilde lastiklerle doldurdu ve çivili tahtayla oynamayı çok sevdi :)