29 Nisan 2011 Cuma

İpekböceklerinin Yarattığı Heyecan

Çocukların küçücük şeylerle mutlu olabilmesi diye bir cümle kurulur ya bol bol, her defasında bunun kanıtını görebilirsiniz evde küçük bir çocukla hayatı paylaşıyorsanız eğer. Babası ipekböcekleri alıp getirince, "ipek tırtıllarım" diye deliye dönen bir kuzucuk var bizim evde. Sevinmek sözcüğü az kalır! Resmen çıldırdı :) Evin içinde zıp zıp zıplayıp "ipek tırtıllarımı beslerim, onlara dut yaprakları toplarım, onlarla konuşurum, onları gezdiririm, onlarla şöyle yaparım, onlarla böyle yaparım (şöyle böyle kısmını ben uydurmadım, aynen böyle söyledi Ekin :) O kadar çok yapacak şey saydı ki hatırlayamıyorum çoğunu, sayarken cümleyi böyle tamamladı.)


Minicik bir kaptan çıkan mini mini ipekböcekleri...



Bahçeden toplanan dut yapraklarının içine ipekböceklerini yerleştirdiler baba-kız...




Bir mini mini ipekböceği Ekin'in elinde...


"Rahat mısınız orada?" :)))





"Afiyet olsun ipek tırtıllarım!"



Valla ben söylemiyorum, Ekin sürekli onlarla konuşuyor :))

25 Nisan 2011 Pazartesi

Önümüzdeki Ayların Provası :)


Ekin sabırsızlıkla yazın gelmesini bekliyor :))

Bu pazar provasını yaptı önümüzdeki ayların...
:)



15 Nisan 2011 Cuma

Mardin Gezisi- 3. Bölüm (son)

Mardin'e 30 km uzaklıktaki Dara Köyü'ndeyiz. Kaya mezarlarını ve su sarnıçlarını mutlaka görmek lazım. Uzak olması ile gözden kaçırılan bir yer burası. Önden araştırıp Mardin'in gezilecek yerlerini bilmeden giderseniz, belki de haberiniz bile olmadan dönebilirsiniz. Mezopotamyanın Efes'i kabul edilen Dara kenti, bir Ahamani olan Darxis tarafından M.Ö.530-570'te parsedia (dinlence) olarak inşaa ettirilmiş. Dara kentinin parçaları şu an varolan köyün inşasında kullanılmış. Bu yüzden kent hakkında net verilere ulaşmak güçleşmiş.
Kaya mezarlarını yine oradaki genç arkadaşların rehberliğinde gezdik. İçlerine girip, kat kat mezarları görebildik.

Nekropolis'ten (antik mezarlık) bir görünüm...



Ve müthiş su sarnıçları...




Dara, Mezopotamya'nın ilk barajının ve sulama kanallarının olduğu kentmiş. Su sarnıçları, birbiriyle bağlantılı 10 gözlü yapısıyla oldukça kalabalık bir nüfusa yetecek miktarda su depolayabilmekteymiş. Yarı seviyeye kadar tek parça kayaya oyularak yapılmış olan sarnıcın geri kalan kısımları tuğla ve taşlardan yapılan tonozlarla kapatılmış.








Köyde yaşayan çocuklar (çoğu kız) çevrenizi sarıp, size bir sürü bilgi sunuyorlar, istemeseniz de. Ama hepsi birbirinde sevimli bu kızlar Ekin'i çok şaşırttılar. Anneleri nerde, neden bütün gün dışarıdalar diye sordu sonradan bana :))


Kızlardan biri Ekin'i çok sevdi, "keşke kardeşim olsaydı Ekin" dedi :) Onunla epey ilgilendi, oyunlar oynadı :)




Gün batarken (doğuda olduğumuz için erkenden hava kararıyordu) Mardin'e dönüş yolundan Mardin görünümü...



O gece, sıra gecesine katıldık. Hava serindi, içerden olayı izleyebileceğimiz harika konumu olan bir masa seçtik. Böylece üşümeden, Ekin'in de erken uyuduğu düşünülürse uzun vakit geçirebileceğimiz, ama etkinliği de kaçırmayacağımız bir konumda yedik yemeklerimizi...


İşte Mardin tabağı... Sembusek, içli köfte, etli ekmek ve müthiş tandır ve pilav :)



En çok Ekin'in bayıldığı ama hepimizin beğendiği bol narlı ve nar ekşili salata... Mmmm, nefisti gerçekten :)



Her akşam yemeğini bile zor yiyip uyuyan kızım. İki koltuk-sandalyeden yatak, üstüne bir örtü, tamamdır. İyi geceler Ekin'e. Biz muhabbete, yemeye içmeye devam :)



Ertesi gün programımız Midyat'tı. Biz önce Hasankeyf'i görelim dedik. Sular altında kalmadan önce...



Biliyorsunuz, Hasankeyf Ilısu Barajı ile sular altında kalma tehlikesi ile karşı karşıya. Kültürel ve tarihi zenginliklerimizin çoğu gibi Hasankeyf de kurtarılamayacak maalesef.








Hasankeyfli kızlar :) Bıcır bıcır, hiç durmamacasına konuşuyorlar :)))



Köprüden geçerken Hasankeyf...




Akşam Midyat'taydık. Midyat'ta Kasr-ı Nehroz Oteli'nde kaldık. O gün (20 Mart) doğumgünümdü. Mardin'den aldığımız Süryani şarabı ve künefeyle bir kutlama yaptık :) Harika bir doğumgünü hediyesi olan gezimizin de son akşamıydı.


Ertesi gün Midyat'tan görüntüler... Dinlerin ve dillerin birleşme noktası Midyat...












Görebildiğimiz tek yeşil yer...







Midyat'a yeterince zaman ayıramadık, dönüş uçağına bile zor yetiştik :)


Uzun zamandır en çok keyif aldığım gezilerden bir oldu Mardin gezisi. Ve şimdiye kadar aldığım en güzel doğumgünü hediyesi :) Umarım size de yansıtabilmişimdir bu keyfi. Eh, renkler sarı-kahve tonlarında ama Mezopotamya topraklarında her yer böyle :) Yaşadığımız yerden farklı yerler ve kültürler görmek, orada tarih ve kültürün içinde bulunmak müthiş bir duygu bence...



9 Nisan 2011 Cumartesi

Portreler

Mardin gezisi boyunca eşimin çektiği portre çalışmaları...